Cizye nedir?

İslam devletindeki müslüman olmayanların erkeklerinden, can ve mal güvenliği sağlamak amacıyla alınan verginin adıdır.

Cizye “kafi gelmek; karşılığını vermek, ödemek” manasındaki ceza masdarından türemiş bir isim olup İslam literatüründe tebaadan olan gayri müslimlerin ödedikleri vergiye, harbi olanlardan ayrı tutulmalarına, can ve mal güvenliğine kavuşturulmalarına karşılık sayıldığı için bu ad verilmiştir. Kelime hem Kur’an-ı Kerim’de (et-Tevbe 9 / 29) hem de hadislerde terim anlamında geçmektedir.

Cizyenin “cizyetü’l-arz” (toprak vergisi) ve “haracü’r-re’s” (baş vergisi) terkiplerinde görüldüğü üzere haraç kelimesi gibi mutlak vergi manasında kullanıldığı da olmuştur. Ancak müstakil kullanıldıkları zaman cizye ile baş vergisi, haraç ile de arazi vergisi kastedilir.

Cizye, 9 (630) yılında nazil olan ve İslam ülkesinde yaşamak istediği halde Müslümanlığı kabul etmeyen gayri müslimlere mali mükellefiyet getiren ayetle (et-Tevbe 9 / 29) sabit olmuştur. Âyette geçen “an yedin” (elleriyle) ve “ve hüm sagırun” (küçülüp boyun eğerek) ibareleri çok farklı şekilde yorumlanmıştır. Bazıları bunu zimmilerin zelil olarak cizye vermeleri biçiminde anlarken İmam Şafii İslam’ın hükmüne bağlanmaları ve boyun eğmeleri tarzında yorumlamıştır.

Hz. Peygamber cizye ayetinin inmesiyle aynı yıl Eyle, Ezruh, Cerba ve Dumetülcendel, ertesi yıl Necran, Yemen, Bahreyn, Makna, Teyma ve Hecer halklarıyla yaptığı barış antlaşmalarına bu yükümlülüğü koymuştur. Bunlardan Eyle, Ezruh, Dumetülcendel ve Necranlılar hıristiyan, Teyma ve Makna halkları yahudi, Bahreyn, Hecer ve Yemen ahalisi de kısmen bu iki din mensubu, kısmen de mecusilerden oluşmaktaydı.

Kaynaklarda Hz. Ömer ile Hz. Ali’nin mecusilerden cizye almaya devam ettikleri, Hz. Osman’ın Berberiler’den de cizye aldığı belirtilmektedir (Ebu Ubeyd, nr. 79). Bu uygulamalar ışığında Şafii hukukçuları sadece yahudi, hıristiyan ve mecusilerden cizye alınabileceğini söylerken Hanefiler Araplar’ın dışındaki müşriklerden, Malikiler ise bütün müşriklerden cizye alınabileceğini, dolayısıyla bunların zimmi statüsü içinde mütalaa edilebileceğini ileri sürmüşlerdir.

İrtidat eden kimseden cizye alınmayacağı ve ona zimmi statüsü tanınmayacağı konusunda ise İslam hukukçuları arasında görüş birliği vardır. İslam hukukunda cizye, gayri müslim tebaa (zimmi) ile yapılan zimmet antlaşması sonucunda alınır. Hanefiler’e göre İslam devleti sınırları içinde bir yıldan fazla ikamet eden gayri müslimlerden de (müste’men) bu verginin tahsil edilmesi gerekir. Bunun karşılığında zimmilerin can, mal ve inanç hürriyetleri güvence altına alınır.

Nitekim Hz. Peygamber, Eyle halkı ile yaptığı zimmet antlaşmasıyla cizye ödemeleri karşılığında onlara bu hakları taahhüt etmiştir. Teyma’da oturmakta olan yahudilerle yapılan antlaşmada da, “Onları himaye etmek bizim vazifemiz, cizye ödemek de onların vazifesidir” denilmektedir. Benzer hükümleri Yemen halkı ile ve Necranlılar’la yapılan antlaşmalarda da görmek mümkündür. Halid b. Velid, Hireliler’le yaptığı antlaşmada onları himaye edemezse topladığı cizyeyi geri vereceğini taahhüt etmiştir.

Sözlükte "cizye" ne demek?

1. müslüman devletlerde müslüman olmayanlardan alınan bir çeşit vergi.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç